Bayram tatilinde İstanbul'da olacağım, dinleneceğim, keyif yapacağım fikri, bayram tatilinde İstanbul'da olmanın ne kadar sıkıcı olabileceğini hatırlamam ile sonuçlanmış olabilir. Neyse ki bu talihsiz hatayı yapan tek ben olmadığım için, hemen aynı düşüncelere sahip kuzen ve abla ile iki günlük bir İzmir seyahati planladık.
Bugün sadece ilk durağımız olan Meryem Ana ziyaretinden bahsetmek istiyorum. Ben zaten kilise gezmeyi, her girdiğim kilisede mum yakmayı çok seven ve huzurlu bulan, yanındakilere zaman zaman "Ne kilise aşkıymış arkadaş!" dedirten bir insanım. Meryem Ana evi o sebeple mutlaka ziyaret etmek istediğim bir yerdi.
25 yaşına yeni girmiş olmanın ağırlığı mı yoksa mekanın yaydığı enerji mi bilmiyorum ama burası bana bir süredir unuttuğum bazı şeyleri hatırlatan bir yer oldu. O yüzden iyi ki gitmişim.

Bilmeyenler için hızlıca wikipedia copy-paste bilgisi: Meryem Ana Evi, İzmir Selçuk'taki Bülbüldağı'nda İsa'nın annesi Meryem'in son yıllarını St. Jean (Yuhanna) ile birlikte geçirdiğine inanılan kilise. Hristiyanlar için hac yeridir. Bugüne kadar papalar tarafından ziyaret edilmişliği vardır.
Efes antik kentin üst kapısının yanından geçilerek çıkılan Meryem Ana ören yerinde, Küçük bir Bizans Kilisesi bulunmaktadır. Burada İsa Peygamber’in annesi Meryem’in yaşadığına ve öldüğüne inanılır. Hristiyanlar yanında Müslümanlarca da kutsal sayılır ve ziyaret edilir, hastalara şifa aranır, adaklar adanır.