29.01.2017

Tekrar Merhaba!


En son 4 Nisan 2016'da yazmışım. Ne çok zaman ne hızlı geçmiş.

Hem kendim için hem belki birilerine dokunur ümidiyle yazdığım blogum ben yazmasam da dokundu birilerine. Ne mutlu bana...

Öncelikle kısa bir İyileşme Günlüğü bilgilendirmesi, çok şükür iyiyim. Kontrollerim devam ediyor, kalp çarpıntıları arada geliyor kontrol öncesi özellikle ama her şey yolunda çok şükür.

İşime ve yogaya devam etmekteyim. Eğitimim tamamlandı, artık yoga hocası olma yolunda ilerliyorum. Hem yolun en başında, hem de çok heyecanlı hissediyorum kendimi. İlk derslerim başladı bile, her ders yeni bir yolculuk, yeni bir heyecan... Hayatımda verdiğim en şahane kararlardan biri yoga!

Bu iyiyim yazısı olsun, devamında biraz yoga, hayat, seyahat, kitaplar konuşalım. Eskisi gibi...



4.04.2016

Deniz'in Yoga Yolculuğu



Bana iyi gelen, herkese gelebilir diye düşünerek, yoga serüvenimi yazmak istedim bu sefer.

Sanıyorum üniversite 3. sınıfta, oda arkadaşımın aklımı çelmesi ile bir yoga kitabı almıştık ikimiz de. Her şeyin başlangıcı bu oldu. Hareketlere bakıp bakıp yapmaya çabaladığımızı, bir süre devam ettiğimizi ve çok keyif aldığımızı hatırlıyorum.

İlk yoga dersim çok net değil kafamda, ara ara dvdlerden yaptığım dersler olduğu ise hayal meyal aklımda.

Sonra iş hayatına girip, kendime zaman ayırmıyorum, bir aktivite bulmalıyım düşüncesi ile gittiğim aikido dersinden, 'dayak yemiş gibi' çıkıp, 5 gün oturmakta bile zorlanınca, aynı merkezin yan odasında yer alan yoga derslerine gitmeye başladım. İşte o zaman inanılmaz tatlı bir hoca ile, şu an bile zaman zaman aklıma gelen derslere girmeye başladım. Ne harika bir şey bu diye düşündüğümü hatırlıyorum çok net.
Tabi hayat beni yine girdabına aldı, mesailer, iş gezileri, buraya park edemiyorumlar gibi sudan bahanelerle yine yogadan uzaklaştım.

Sonra sevgilimle bir süre yogaya yazılalım dedik, yazıldık, çok da iyi geldi ama yoga merkezi evime çok uzak, iş yoğun, ben yoruluyorum derken, yine uzaklaştım adım adım.

Şimdi görüyorum ve anlıyorum ki bana bu kadar iyi gelen ve iyi hissettiren bir şeyden uzaklaşmak için, ne saçma bahaneler bulmuşum. İyi hissetmeyi, hayatın rutin zorluklarına karşı tercih edememişim, zaman ve 'boşluk' yaratamamışım...

Yine ara ara dvdler, ara ara ender de olsa derslerle devam eden maceram, bir var bir yok devam etti.

2014 Eylül'de evleniyordum, sevdiğim yoga merkezinin dibine taşınıyordum, bu sefer yazılacaktım ve yogadan kopmayacaktım...

2014 Ağustos'ta kanser teşhisi aldım...

Yoga falan gitti aklımdan, şimdiki aklım olsa hemen aklıma gelirdi ama o dönem uçtu. Kemoterapiler başlayınca zaten fiziksel yorgunluk ile imkansız derken (şimdi biliyorum ki, o dönem de aslında mümkünmüş) yazılmadım. Sonra biraz kendime geldim ve yine yazılmadım, çünkü saçım yoktu. Perukla yoga yapılmazdı. Bone ile gidersem herkes bana bakardı, acırdı. Özetle saçmaladım da saçmaladım.

Sonra sevgili Esra Banguoğlu'nun Türkiye'ye gelip bir Kundalini Yoga dersi vereceğini öğrendim. Esra zaten hayatımın kilit noktalarından biri. Beni karanlık kuyulardan almış çıkarmış, nasıl gitmek istiyorum anlatamam, hem Kundalini Yoga'yı merak ediyorum, hem de Esra ile tanışırım diyorum. Fakat kemoterapi aldıktan sonraki 9. yada 10.gün olacak ders. Ben Esra'nın bana verdiği taktiklerle kemoterapilerimi nispeten hafif atlatıyorum ama yine de vücut yorgun. Sınıf en az 50 kişiymiş, benim bağışıklık sistemi zaten yerlerde. Saç desen zaten yok, yeni peruğumu henüz almamışım, ne akla hizmet aldıysam uzun peruğum var, o da beni sıcaktan bayıltıyor.

Bunca olumsuzluğa rağmen ben yine de gittim. Kafamda peruğum ile 50 kişinin arasına oturdum, yaklaşık 2-3 saat bol bol meditasyon yaptık, kundalini hareketlerini yaptık. Yoruldum, terledim ama harika hissettim. Tüm gücümü geri almış gibiydim, onca zaman sonra, onca tedavi sonra bedenime tekrar kavuşmuş hissettim. Zihnim ise nasıl dingin, nasıl mutluyum...

Fakat yine ne yaptım, günlerin akışına kapıldım. İşime, gücüme, tedavilere kapıldım gittim.

Youtube'dan yoga videolarını ara ara yaptım, saçlarım çıkınca arada 1-2 derse girdim.

Sonra bir anda cidden ama bir anda, ufak bir aydınlanma yaşayıp, ben neden bana iyi gelene tutunmuyorum deyip, koşa koşa bir yoga eğitmenliği eğitimi kursunun tanışma dersine gittim.

Hocalara bayıldım, yüreğim git dedi. Aklım ise onca tedavi aldın, vücut yorgun, daha portunu çıkaracaksın, esnek değilsin, dikişler falan dedi.

Yüreğimi dinledim...

İyi ki de dinlemişim.

Hayatımda verdiğim en doğru kararlardan biri oldu. Her anından keyif aldığım, zorlandığım, mutlu olduğum bambaşka bir serüvendeyim ve çok mutluyum!

24.01.2016

Deniz'in 2015'i



Geç kalmış bir yeni yıl yazısı ile merhaba!

Önce 'Deniz'in İyileşme Günlüğü' ile başlayalım.

Çok şükür, tedavi bitti. Artık kontrollere devam edeceğim. Her kontrol kalp çarpıntısı yapsa da, doktorun bir an bakışlarını kaçırması bile korkudan bayılma noktasına getirse de, bugünümü yaşamaya ve her anın tadını çıkarmaya devam.

Kanser teşhisimi Ağustos 2014'de aldım, neredeyse 1,5 yıl oldu. Dönüp baktığımda şu 1,5 seneyi, pek çok seneden daha dolu dolu yaşadığımı fark ettim ve inanılmaz mutlu oldum. Yazıp hem kendimle gurur duymak hem sizlere ilham vermek istedim. Kemoterapili halimle, peruğumla, kısacık saçımla hem de işe giderken bunları yapabildiysem, daha neler yaparım, daha neler yaparsınız...


  • Güney Fransa, Sakız Adası, Almanya, Belçika ve Kapadokya tatilleri yapıldı. Önden ucuz uçak biletleri ve airbnb'ler sağolsun pek keyifli ve ekonomik tatiller oldu.
  • Sayamayacağım kadar çok kitap okundu. Cidden ne bulduysam okundu, okumaya da devam!
  • Piyano derslerine başlandı, bu yaştan sonra, müzik kulağı ve yeteneği olmayan bir insan olarak hem de! Kadıköy Halk Eğitim'e sabrı için teşekkürlerimle :)
  • Fotoğraf kursuna gidilmeye çalışıldı, Çoğu ders tedavi günü ile çakışınca çok az derse gitmiş olsam da, Balat'ta fotoğraf gezimiz pek keyifliydi. Yukarıdaki fotoğraf da oradan.
  • Mini bir çocuk hikayesi bile yazıldı ama henüz kimselerle paylaşılmadı.
  • Bol bol yoga yapmaya başladım son 1 aydır  ve harika hissediyorum! Tedavi sırasında arada çeşitli mantralarla meditasyon, nefes egzersizleri yapıyordum, şimdi günlük bir programa geçmeye çalışıyorum. Bir süredir Yoga with Adriene ile devam ediyoum, tavsiye ederim.
  • Mart ayında ise yoga sevdamı bir tık öteye taşımaya ve Yoga Eğitmenliği Eğitimi'ne gitmeyi düşünüyorum. Hatta düşündükçe heyecanlanıyorum!

2016'ya girerken güzel listeler yaptım yine kendime ama esas maddelerim aşağıda;

  • An'da kal, rahatla.
  • Şükret. Ailene, sevdiklerine, sağlığına, varlığına...
  • İş stresini kafana takma, seni mutlu eden şeylere odaklan.
  • Sağlıklı beslen!
  • Yoga'ya devam et.


Tek dileğim de herkesin sağlıklı ve huzurlu olması! Güzellik yarışmasındaki kızlar gibi söyledim farkındayım ama aslında tek ihtiyacımızın sağlık ve huzur olduğunu fark etmek, sağlığın riske düşmeden pek anlaşılmıyor.

O nedenle hep şükür, çok şükür...


30.11.2015

Lucky Bamboo


Bu görmüş olduğunuz bitki, lucky bamboo. Yani şans bambusu.

'Aman şans mı getiriyor?'
'Suyunu 15 günde 1 değiştir yeter mi?'

Olumlu yanıtı duyan Deniz, Ikea'ya koşar hemen bambusunu alır pek tabi. Evde bitki bakmayı beceremeyen Deniz için açan yapraklar medarı iftihar olur.

Her yaprak şans getirsin, sağlık getirsin, bereket getirsin diye bambucuğumla konuşuyorum. O da pek güzel açıyor maşallah.

Konuyu bambudan açtık, günlüğümüzle devam edelim. Çok şükür her şey yolunda. Kontroller ve herceptine devam. Kemoterapilerin etkisi sanırım iyice geçti, enerji seviyem eski günlerime geldi pek şükür. Kalbim pırpır atınca biraz üç buçuk atıyorum, herceptin kalbi yorar dediklerinden ama ekolar çektiriyoruz arada, bir sıkıntı yok.

Saçlarım kısacık ama alıştım. Hatta arkaları öyle çirkin uzuyor ki, arada dayanamayıp kestiriyorum. Kuaför koltuğuna oturmak büyük haz. Saçın uzama evresi ise pek korkunç, bir küt olsa da rahat etsem.

Nasıl geçti anlayamadım mı desem, her anını ezbere biliyorum mu desem bazen ben de şaşırıyorum. Bazen yaşadıklarım sanki 1 aymış gibi bazen 10 yılmış gibi geliyor. Hediyesi ise bana 'anda yaşamayı' öğretmek oldu.

Başımıza gelen şeylerin bir sebebi var belki de, durup sormak lazım 'Hayat bana ne anlatmaya çalışıyorsun?' diye.

Şansımız bol, sağlığımız yerinde, mutluluklarımız çok olsun!

21.09.2015

Sakız Adası Maceramız



Havalar daha da soğumadan Sakız Adası maceramızı yazmak istedim.
Bu sene iki harika tatilimiz oldu, biri Güney Fransa (geri geleceğiz Fransa bekle bizi), biri de Sakız Adası.



İçine emekli ruhu kaçmış bir çift olunca gürültülü beachler, çılgın gece hayatı bizi pek mutlu etmiyor. Beklentimiz tertemiz bir deniz, nezih bir kumsal, güzel yemekler, içkiler, kitaplarımızı okurken eşlik edecek denizin sesi (dıptısdıptıs müzik değil)  ve güler yüzlü insanlar...


14.08.2015

Bu Aralar Ben...




Sıcaklardan bir rehavet çöktü sanırım, yine yazmayalı çok olmuş. Aix en Provance ve Avignon notlarımı, fotoğraflarımı hala derleyemedim, sözümü tutamadım. Bir merhaba diyeyim istedim.

Bu aralar yoğun bir şekilde iş, sevdiğimiz arkadaşlarımızın düğünleri, arada tedaviler ve bol sıcakla geçti. Çok şükür tatsız bir durum yok. Bu rutin koşturmacada biraz yorulduğumu hissediyorum, sonra aklıma elimin ayağımın tutmadığı o zor günler geliyor, bol bol şükrediyorum. Koşturmaktan söylenmek bile ne büyük lüks aslında.

Kendime verdiğim bazı sözler vardı, bir kısmını yapıyorum ama bir kısmına yetişemiyorum. Yetiştiği kadar demeyi öğreniyorum.

Hayır demeyi öğreniyorum. Önce ben demeyi yavaş yavaş öğreniyorum.

Sağlıklı beslenmeyi öğreniyorum, çorba yapabiliyorum mesela. (adım adım ilerliyorum bu konuda :))

Kafama sorunları daha az takmayı öğreniyorum, bakış açımı değiştirmeyi öğreniyorum.

Hastalık çağırmıyorum ama hayatta 3 aydan öte plan yapmıyorum. Doktora kontrole gittiğimde her şey yolunda 3 ay sonra görüşürüzü duyunca bir 3 ay daha plan yapıyorum.

Nazara inanmaya başladım, boncuklarla, elemterefişkemgözlereşiş diyerek geziyorum :)

Ufkumu açan kitaplar okuyorum, okudukça mutlu oluyorum.

Baskı kurmuyorum artık kendime, anlarda kalıyorum.

Başkalarının onayına daha az ihtiyaç duyuyorum, bunu da yeni yeni öğreniyorum.

Bambaşka bir insan olmuyorum, yine sevdiklerimin yanındayım, yine empati kuruyorum, yine pozitifim ama içten içe değişiyorum ve bu durum beni çok mutlu ediyor.

Haftaya tatilimiz var, blog instagram hesabıma fotoğraflarımı koyarım, takip ederseniz de çok mutlu olurum.

Zaten tatilden sonra en sevdiğim ay Eylül geliyor, yaşasın yeni kararlar zamanı!

Bu arada Ağustos başında ameliyat olmuştum, 1 yıl geçmiş. O zamanlar bu kadar yaşayabileceğimi, bu günleri görebileceğimi bile düşünmüyordum. Vay be... Çok çok şükrediyorum.


28.06.2015

Provance Tatilimiz


Hayatımın en keyifli tatillerinden birini yaptım sanırım. 

Rotamız Fransa'ydı, doktor aman çok güneşe çıkma hemen deyince, yaz vakti ne yapsak ne etsek derken hiç aklımızda olmayan bir tatil planladık ve Marsilya'ya uçtuk. Araştırmalarımız Marsilya'nın çok da şahane bir yer olmadığını gösterdiğinden. 4 gün Aix en Provance'da, 3 gün'de Avignon'da kalmayı tercih ettik.

Tedavi sonrası ilk tatil, gidilememiş balayımız, peruğu attığım ilk hafta olunca bu tatil benim için fevkaledenin fevkinde oldu! Bol şükürle geçti. 

Harika bir rota olduğundan detaylıca yazacağım Güney Fransa'yı, izlemede kalın. 
Lavanta bahçeleri, mis kokulu sabunlar, bol yeşillik, harika evler blogda olacak :)

Bu arada Fransa'da ne kadar çok kısa saçlı kadın var, kendimi harika hissettim. Haydi hanımlar biraz cesaret saçları keselim :)

Fotoğraf: bana ait

Bunlar da ilginizi çekebilir;

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...